KÜRESEL EKONOMİDE REKABET GÜCÜ ARTIK YALNIZCA KALİTELİ ÜRETİM YAPMAK VEYA UYGUN MALİYETLİ İŞ GÜCÜNE SAHİP OLMAKLA AÇIKLANAMAZ. ÜRÜNLERİN ULUSLARARASI PAZARLARA HANGİ HIZLA ULAŞTIRILDIĞI, ÜRETİMDE KULLANILACAK GİRDİLERİN NE KADAR KISA SÜREDE TEDARİK EDİLEBİLDİĞİ VE DIŞ TİCARET İŞLEMLERİNİN NE ÖLÇÜDE ÖNGÖRÜLEBİLİR OLDUĞU DA EN AZ ÜRETİM KAPASİTESİ KADAR BELİRLEYİCİDİR.

Özellikle makine sanayisi gibi yüksek katma değerli ve ihracat odaklı sektörlerde üretim süreçleri çok sayıda ithal yarı mamul, komponent ve teknik ekipmanın zamanında tedarikine bağlıdır. Küresel tedarik zincirlerinin giderek hızlandığı günümüzde, üreticiler açısından asıl rekabet unsurlarından biri yalnızca ürün maliyeti değil, siparişe cevap verme hızı ve teslimat kabiliyetidir.
Bununla birlikte, Türkiye'de üretim amacıyla gerçekleştirilen ithalat işlemlerinde firmaların karşılaştığı çeşitli işlem maliyetleri, bekleme süreleri ve bürokratik süreçler de zaman zaman üretim süreçlerinin doğal akışını zorlaştırabilir. Uluslararası uygulamalarda birçok ülkede gümrük işlemleri eşya henüz yoldayken başlatılabilir, risk analizleri önceden tamamlanabilirken ve eşyalar doğrudan üreticiye teslim edilebilirken, Türkiye'de süreçlerin önemli bölümü eşyanın fiilen ülkeye varmasından sonra işlemeye başlar. Bu durum yalnızca doğrudan maliyet yaratmaz; aynı zamanda işletmelerin stok planlamasını, teslim sürelerini, nakit akışını ve ihracat performansını da etkileyebilir. Nitekim uluslararası rekabetçilik endeksleri incelendiğinde de Türkiye'nin lojistik altyapı bakımından sahip olduğu güçlü konum ile gümrük ve sınır yönetimi performansı arasında bir fark bulunduğu görülebilir.
ALPER KARAKURT
MAKİNE İHRACATÇILARI BİRLİĞİ DANIŞMANI
ULUSLARARASI ENDEKSLER NE SÖYLÜYOR?
Küresel ölçekte ülkelerin ticaret ve rekabetçilik performansını ölçen çeşitli endeksler bulunuyor. Bu endeksler, Türkiye'nin sahip olduğu güçlü lojistik kapasite ile gümrük süreçleri arasındaki performans farkını da açık biçimde ortaya koyuyor. Dünya Bankası tarafından yayımlanan Lojistik Performans Endeksi (LPI), ülkelerin uluslararası ticarette malları ne ölçüde hızlı ve etkin şekilde hareket ettirebildiğini ölçer. Endeksin en önemli alt bileşenlerinden biri doğrudan "Gümrük ve Sınır Yönetimi Etkinliği" göstergesidir.
2023 yılı sonuçlarına göre Türkiye genel lojistik performansında 139 ülke arasında 38'inci sırada yer alırken, gümrük ve sınır yönetimi etkinliğinde 47'nci sırada bulunmaktadır. Başka bir ifadeyle Türkiye'nin lojistik altyapısı, taşımacılık kapasitesi ve hizmet kalitesi gümrük süreçlerinden daha güçlü bir performans sergilemektedir. Endeksin alt bileşenleri incelendiğinde de benzer bir tablo ortaya çıkıyor: Türkiye altyapı, lojistik hizmet kalitesi ve teslimat performansında daha üst sıralarda yer alırken, gümrük işlemleri ülkenin en zayıf lojistik göstergelerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) tarafından yayımlanan Küresel İnovasyon Endeksi de lojistik performansı ve ticaret altyapısını ülkelerin yenilikçilik kapasitesini etkileyen temel unsurlar arasında değerlendiriyor. Bu endekste Türkiye, 2025 yılında 133 ülke arasında 37'nci sırada yer almış. Bu sonuç Türkiye'nin üretim kapasitesi, girişimcilik ekosistemi ve sanayi altyapısının uluslararası ölçekte önemli bir seviyeye ulaştığını gösteriyor. Ancak lojistik ve ticaret süreçlerinde yaşanabilecek gecikmeler, inovasyonun ticarileşme hızını ve sanayi ürünlerinin küresel pazarlara erişimini doğrudan etkileyebiliyor.
IMD Dünya Rekabetçilik Endeksi ise ülkelerin ekonomik performansını, kamu yönetimi etkinliğini, iş dünyası verimliliğini ve altyapı kapasitesini birlikte değerlendiriyor. Türkiye'nin bu endekste özellikle "Uluslararası Ticaret" başlığında görece daha iyi bir performans göstermesine rağmen, "Kamu Yönetimi Etkinliği" başlığında alt sıralarda yer alması dikkat çekicidir. Bu durum özel sektörün üretim ve ihracat kabiliyetinin, idari süreçlerin etkinliğinden daha güçlü olduğunu gösteriyor. Başka bir ifadeyle, Türk sanayisinin rekabet gücü büyük ölçüde firmaların dinamizmi, girişimcilik kapasitesi ve üretim becerileri sayesinde korunuyor. Ancak kamu süreçlerinin hızlandırılması ve gümrük işlemlerinin sadeleştirilmesi halinde bu potansiyelin çok daha yüksek seviyelere taşınması da mümkün gözüküyor.
GÜMRÜK SÜREÇLERİ REKABETÇİLİĞİN BİR PARÇASIDIR
Dünyada gümrükler uzun yıllar boyunca yalnızca gelir toplama veya denetim mekanizması olarak değerlendirildi. Oysa günümüzde gelişmiş ekonomilerde gümrük idareleri aynı zamanda ticaretin kolaylaştırılması, yatırım çekilmesi ve ihracatın desteklenmesi amacıyla faaliyet gösteriyorlar. Dünya genelinde birçok ülkede risk bazlı kontrol sistemleri yaygınlaşıp, ön beyan uygulamaları geliştiriliyor ve sonradan kontrol mekanizmaları sayesinde ticaret akışları hızlandırılıyor. Böylece güvenlik ve denetim hedeflerinden taviz verilmeden üretim süreçlerinin kesintiye uğraması önlenebiliyor.
Türkiye'nin de son yıllarda dijitalleşme ve gümrük modernizasyonu alanlarında önemli ilerlemeler kaydettiği kuşkusuz. Bununla birlikte, özellikle üretim amaçlı ithalatta süreçlerin daha öngörülebilir hale getirilmesi, işlem sürelerinin azaltılması ve risk bazlı uygulamaların daha etkin kullanılması, uluslararası rekabetçilik göstergelerinde de doğrudan karşılık bulacaktır.
TÜRK SANAYİSİNİN REKABET AVANTAJINI KORUMAK İÇİN...
Türk sanayisinin en önemli rekabet avantajı hızlı ve esnek üretim dinamiklerine dayalıdır. Bu rekabet avantajının korunması, özellikle ihracata dayalı büyüme modelinin sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor. Uluslararası rekabetçilik endeksleri ise Türkiye'nin lojistik altyapısı, üretim kapasitesi ve ticari dinamizm bakımından önemli bir potansiyele sahip olduğunu ortaya koyuyor. Ancak aynı endeksler, gümrük ve sınır yönetimi süreçlerinin bu potansiyelin gerisinde kaldığına da işaret ediyor.
Bu nedenle, üretim amaçlı ithalat süreçlerinin ticaretin kolaylaştırılması perspektifiyle yeniden değerlendirilmesi önem taşıyor. Özellikle Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası (YYS) sahibi firmalar açısından eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesi'ne ulaşmasından önce ön beyan ve beyanname işlemlerinin etkin şekilde yürütülebilmesi, risk analizlerinin önceden tamamlanması ve fiziki kontrollerin gerçekten riskli işlemlerle sınırlandırılması önemli kazanımlar sağlayabilir. Benzer şekilde, üretimde kullanılacak girdiler bakımından antrepo süreçlerinin sadeleştirilmesi, TAREKS ve benzeri teknik düzenleme kontrollerinde daha önce denetlenmiş ve izlenebilirliği bulunan ürünler için hızlandırılmış prosedürlerin geliştirilmesi, sanayicilerin zaman ve maliyet yükünü azaltacaktır.
Bugün küresel rekabette başarı yalnızca daha iyi ürün üretmekle değil, daha hızlı hareket edebilmekle de ölçülüyor. Türkiye'nin üretim gücü ve ihracat potansiyeli dikkate alındığında, gümrük süreçlerinde sağlanacak her iyileştirme yalnızca dış ticareti kolaylaştırmayacak; aynı zamanda Türk sanayisinin küresel pazarlardaki rekabet gücünü de doğrudan artıracaktır.
